Haziran başında, Afrika kıtasında liderlik ve etik tartışmalarını alevlendiren bir deepfake video ortaya çıktı. Namibya Devlet Başkanı'nın yabancı sömürüyü kınadığı konuşmayı içeren video, Afrika ve Karayipler'de siber okuryazarlık ve yapay zeka (YZ) tarafından üretilen içeriklerin etkisine dair farkındalığın düşüklüğü nedeniyle hızla yayıldı.
Afrika'nın Yapay Zeka Potansiyeli ve Riskleri
YZ'nin benimsenmesi ve entegrasyonu, bireylerin veya grupların geride kalma ihtimalinin ötesinde, tüm devletler ve coğrafi bölgeler için zorluklar barındırıyor. Avrupa'daki politika yapıcılar için, Afrika'nın YZ'nin faydaları ve riskleri konusundaki farkındalığının geride kalması, Afrika'nın Avrupa için ekonomik önemi, ekonomik göç ve küresel YZ benimsenmesinin yıkıcı potansiyeli göz önüne alındığında özel bir endişe kaynağıdır.
Brookings raporuna göre, 2030'a kadar Afrika'daki YZ pazarının 20 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Afrika Birliği'nin 2024 Kıtasal Yapay Zeka Stratejisi ve Nijerya, Kenya, Gana, Ruanda gibi ülkelerin ulusal stratejileri, bölgesel düzenleyici girişimlere örnek teşkil ediyor. Kenya, Nijerya ve Güney Afrika gibi ülkeler, dezenformasyon ve YZ destekli siber suçlarla mücadele için yasalar çıkardı.
Dezenformasyonla Mücadelede Yetersiz Kalan Yasalar
Ancak bu yasalar genellikle devlet merkezli olup, özel sektörden kaynaklanan dezenformasyonu yeterince kapsamıyor. Avrupa da bu zorlukla etkili bir şekilde başa çıkmakta zorlanıyor. Hem Afrika hem de Avrupa devletlerinin, yanlış anlatılarla körüklenen iç istikrarı korumak ve kötü niyetli ticari aktörlerle mücadele etmek için daha fazla düzenlemeye ihtiyacı var.
Sosyal medya aracılığıyla yayılan ve insan etinin McDonald's fabrikalarında bulunduğu söylentisi gibi yanlış bilgiler, çevrimiçi dezenformasyona karşı farkındalığın az olduğu Afrika'da özellikle etkili oldu. Avrupa'da da Lidl'in operasyonlarını durduracağı yönündeki viral iddialar gibi benzer durumlar yaşandı. Bu tür anlatılar, büyük itibar zararlarına, kamu güveninin kaybına ve finansal kayıplara yol açabiliyor.
BAE ve Ürdün merkezli Aerospace Technical Services (ATS) şirketi, Rusya'ya yönelik yaptırımların ihlal edildiği yönündeki yanlış iddialarla hedef alındı. Rakip liderliğindeki dezenformasyon kampanyası, şirketin iş payını ele geçirmek isteyen üçüncü taraflarca yönlendirildi. Sahte belgeler ve geri çekilen çevrimiçi makalelerle şirketin CEO'su Mahdi Suliman Hamed Al Tahaineh kişisel olarak hedef alındı. Bu tür saldırılar, gelişmiş ülkelerde bile dezenformasyonla mücadele yasalarının yetersizliğini gösteriyor.
Afrika'da YZ okuryazarlığının artırılması, Avrupa için de önemli bir öncelik olmalı. YZ, Afrika'nın kalkınmasını desteklemek için muazzam bir potansiyele sahip. Kıtada doğal kaynaklar zengin olsa da, bu kaynaklardan yurt içinde yararlanma yeteneği sınırlı. YZ ve dijital altyapının geliştirilmesi bunu değiştirebilir. Kıtada YZ'nin daha iyi anlaşılması, daha güçlü demokratik kurumların oluşmasına, okuryazarlık seviyelerinin yükselmesine ve sahte haber gözlemevleri gibi izleme mekanizmalarının kurulmasına katkıda bulunabilir.
Avrupa, Afrika ile olan etkileşimini derinleştirmekte ve kıtanın YZ çağında yer almasını güçlendirmekte başarısız olursa, önemli riskler ortaya çıkabilir. Afrika'da sahte haberlerin yayılması, Avrupa'dakinden daha fazla etkiye sahip olabilir. Orta Afrika Cumhuriyeti'ndeki Rus aktörlerle bağlantılı dezenformasyon kampanyası bir uyarı olmalıdır. Kurumsal aktörlere yönelik dezenformasyon anlatıları, hem Avrupa'da hem de Afrika'da ekonomik kalkınma için risk taşıyor.
Son 6 yılda küresel deepfake içeriğin üretimi %550'den fazla arttı. Dünya Ekonomik Forumu'na göre, sahte haber kampanyalarının yıllık maliyeti borsa kayıpları açısından 39 milyar dolar, yanlış bilgilere dayanan kötü finansal kararlar nedeniyle ise 17 milyar dolar.
Africa-Europe Digital Innovation Bridge 2.0, kıtadaki dijital penetrasyonun etkinliğini artırmak için oluşturuldu. AB'nin 2028-2034 Çok Yıllı Mali Çerçevesi tartışmaları, Avrupa'nın Afrika'da daha fazla YZ penetrasyonunu desteklemek için somut bir plan geliştirmesi için bir fırsat sunuyor. Avrupa ve Afrika'daki politika yapıcılar, ortak tehditlerle mücadeleyle birlikte daha derin teknolojik işbirliğinin karşılıklı refahı nasıl teşvik edebileceğini yeniden gözden geçirmelidir.
