Özet: Güney Afrika'da musluklardan akan suyun yerini giderek artan bir şekilde su tankerleri alıyor. Bu durum, yaşlanan altyapı, yetersiz bakım ve yolsuzluk gibi sorunların bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Tankerlere bağımlılık, hem maliyetli hem de adaletsiz bir çözüm sunuyor.
Neden Su Tankerlerine Bağımlılık Artıyor?
Güney Afrika'da muslukları açmak artık su güvencesi vermiyor. Bunun yerine, topluluklara su dağıtmak üzere tankerler geliyor. Bu durum, 10 yılı aşkın süredir devam eden yaşlanan borular, sızdıran şebekeler, arızalı pompalar, elektrik kesintileri ve yetersiz bakım nedeniyle giderek artan güvensiz tedarikle birlikte büyüdü.
Tankerlere Bağımlılık Ne Kadar Maliyetli?
Su tankerleri, aynı zamanda kârlı bir belediye işi haline geldi. Johannesburg Water, 2024/25 mali yılında tankerlere 130,5 milyon Rand (8 milyon ABD Doları) harcadı. Bu harcama, uzun vadeli altyapı yatırımları için kullanılabilecek önemli bir kaynaktır. Johannesburg'da tankerler büyük ölçüde özel yükleniciler aracılığıyla sağlanıyor ve ihale süreçlerindeki usulsüzlükler nedeniyle sözleşmeler iptal ediliyor.
Genel Su Altyapısı Durumu Nasıl?
Güney Afrika'nın su tankerlerine artan bağımlılığı, belediye su sistemlerindeki derinleşen bir çöküşü yansıtıyor. 2023 tarihli bir hükümet raporuna göre, ülkedeki su temin sistemlerinin %46'sında mikrobiyolojik su kalitesi yetersiz veya kötüydü. Sızıntılar ve kayıplar nedeniyle kaybedilen su miktarı ise %47'ye yükseldi. Denetlenen atık su arıtma sistemlerinin %47'si kritik durumda ve mükemmel veya iyi olarak derecelendirilen su sistemlerinin oranı %8'e düştü.
Sahada Durum Ne Gösteriyor?
Yapılan bir araştırmaya göre, tanker tabanlı su tedariki, özellikle marjinalize edilmiş topluluklarda düzensiz ve güvenilmez su teslimatlarına yol açıyor. Bu durum, su kıtlığına yönelik gerçek çözümleri geciktiriyor, toplulukların dahil olmadığı üst düzey kararların sonucudur, çevre üzerinde olumsuz bir etkisi var ve eşitsizliği daha da kötüleştiriyor.
Ne Yapılmalı?
Bu sorunla mücadele etmek için şu adımlar atılmalıdır:
-
Hükümetler, reaktif çözümlerden proaktif çözümlere geçmeli ve uzun vadeli su altyapısına yatırım yapmalıdır.
-
Yönetişim iyileştirilmeli, şeffaflık, hesap verebilirlik ve yolsuzlukla mücadele önlemleri artırılmalıdır.
-
Topluluklar karar alma süreçlerine dahil edilmeli, yerel bilgi ve katılım teşvik edilmelidir.
-
Su erişimi, yalnızca bir lojistik meselesi değil, bir adalet meselesi olarak ele alınmalı ve en savunmasız nüfuslara öncelik verilmelidir.
