Orta Doğu'daki çatışmaların sürmesi halinde milyonlarca insanın daha açlıkla yüzleşebileceği uyarısında bulunan BM, enerji fiyatlarındaki artışın gıda üretim ve nakliye maliyetlerini yükselttiğini belirtti. Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla gübre fiyatlarının da fırlaması, 2022'deki Rusya-Ukrayna savaşı sonrası yaşanan gıda krizi benzeri bir durumun tekrar yaşanabileceği endişesini artırdı. Bu durum, dünyanın daha dayanıklı bir gıda sistemi oluşturması için dört temel yol öneriliyor: Yeşil amonyağa geçiş, gıda stoklarının artırılması, bitkisel protein tüketiminin yaygınlaştırılması ve ulaşımın elektrifikasyonu.
1. Daha Yeşil Büyüme
Tarımın fosil yakıtlar yerine yenilenebilir enerjiyle üretilen "yeşil amonyak"a geçiş yapması gerektiği vurgulanıyor. Bu, gübre üretiminde belirli ülkelere olan bağımlılığı azaltarak yerli üretimi mümkün kılacak. Şili, Fas ve Avustralya gibi ülkelerde yeşil amonyak tesisleri kuruluyor. Bu geçişin maliyetli olmasına rağmen, yenilenebilir enerjinin düşen maliyeti ve dalgalanan gaz fiyatları bunu daha rekabetçi ve güvenli bir alternatif haline getirebilir.
2. Stoklama
Modern lojistik ve verimli tedarik zincirleri nedeniyle birçok ülkenin stoklarının hızla yenilenebileceği varsayımıyla hareket ettiği belirtiliyor. İsveç, Çin ve Hindistan gibi ülkelerin daha uzun vadeli bir stoklama yaklaşımı benimsediği, diğer ülkelerin de bu yolu izleyerek tahıl, gübre ve pestisit gibi temel tarımsal malzemeleri stoklaması gerektiği ifade ediliyor. Bu stoklamanın, kısa vadede piyasaları bozmamak için kademeli yapılması öneriliyor.
3. Daha Fazla Bitki Yetiştirme
Atıkların azaltılması ve daha sağlıklı beslenmeye yönelik talep değişikliğinin, özellikle bitkisel protein tüketiminin artırılmasıyla gıda güvenliğini ve dayanıklılığı hızla artırabileceği belirtiliyor. Hayvancılığın büyük miktarda gübre gerektirmesine karşın, baklagiller gibi bitkisel proteinlerin çok daha az gübreye ihtiyaç duyduğu, hatta kendi gübrelerini üretebildiği vurgulanıyor. Bitkisel proteinlerin gelişmiş beslenme ve daha düşük karbon emisyonları gibi ek faydaları da bulunuyor.
4. Ulaşımı Elektrifikasyon
Etanol ve biyodizel gibi biyoyakıtların, üretimleri için kullanılan ekinlerin kapladığı geniş alanlar nedeniyle sürdürülebilir bir alternatif olmadığı belirtiliyor. Bunun yerine, elektrikli araçlara enerji sağlamak için güneş veya rüzgar çiftlikleri inşa etmenin çok daha verimli bir arazi kullanımı olduğu ifade ediliyor. Ulaşımın elektrifikasyonunu hızlandırmak, gıda üretimi, yeniden yabanileştirme ve karbon depolama gibi amaçlar için on milyonlarca hektar alanı serbest bırakacaktır.
Daha dayanıklı bir gıda sistemi inşa etmenin zaman alacağı, diyetleri değiştirmenin ve yakıt ile gübre bağımlılıklarını dönüştürmenin önemli siyasi ve ticari irade gerektireceği belirtiliyor. İklim değişikliği ve jeopolitik gerilimlerin küresel tedarik zincirlerini bozmaya devam edeceği göz önüne alındığında, mevcut krizin sadece gıda sisteminin kırılganlığını göstermekle kalmayıp, aynı zamanda gelecekteki aksaklıklara daha iyi dayanabilecek bir sisteme geçişi hızlandırmak için bir fırsat olduğu vurgulanıyor.

