Geliştiricilerin Neden Tek Bir Seçenek Sunmasına İzin Verilmiyor?
ÇED süreçleri, büyük projelerin çevresel sonuçlarını değerlendirmek ve karar vericilere daha az zararlı alternatifler sunmak için tasarlanmıştır. Uganda'da ÇED değerlendiricileri sertifikalı olsa da, proje geliştiricileri tarafından işe alınmaları ve maaşlarının ödenmesi potansiyel bir çıkar çatışması yaratmaktadır. Temel amaç, öncelikle çevresel zararı önlemek, mümkün değilse azaltmak ve en son çare olarak onarım veya tazminat yoluna gitmektir. Dünya Bankası ve Biyoçeşitlilik Sözleşmesi gibi uluslararası standartlar da zararı baştan önlemeyi vurgulamaktadır.
Sistemde Neler Yanlış Gidiyor?
Yaklaşık 30 yıldır yürürlükte olan Uganda'nın ÇED sistemi, zararlı kalkınma projelerinin çevreye vereceği zararı önlemeyi amaçlamaktadır. Yaklaşık 30 yıldır yürürlükte olan yasa, onay başvurusunda bulunan geliştiricilerin, önerilen projelerine alternatifler düşünmesini zorunlu kılıyor. Bu alternatifler arasında farklı yerler, tasarımlar, teknolojiler veya projenin hiç hayata geçirilmemesi gibi seçenekler bulunuyor. Amaç, çevreye en az zarar veren seçeneğin belirlenmesini sağlamaktır. Biyoçeşitlilik ve çevresel etki değerlendirmesi araştırmacısı Mulumba M. Agaba, 2001 ile 2023 yılları arasında sunulan 108 ÇED raporunu inceleyerek, geliştiricilerin bu gerekliliğe uyup uymadığını değerlendirdi.
Yapılan incelemeler ve 18 çevresel değerlendirme uygulayıcısıyla yapılan mülakatlar, geliştiricilerin alternatif seçenekleri yeterince değerlendirmediğini gösterdi. Alternatifler genellikle yüzeysel, kanıta dayalı karşılaştırmalar olmadan ve çevresel etkileri açıklanmadan sunuluyor. Bu nedenle, alternatiflerin projelerin nihai kararını etkileme olasılığı oldukça düşük.
Araştırmada dikkat çeken bir diğer önemli bulgu ise biyoçeşitliliğin değerlendirmelerde neredeyse hiç yer bulamaması. Alternatifler değerlendirilse bile, bu değerlendirmeler genellikle maliyet veya teknik uygulanabilirlik üzerinden yapılıyor; çevresel etkiler ise göz ardı ediliyor. Sektörler arasında farklılıklar görülse de, genel olarak iyileşme sınırlı kalmış durumda. Özellikle imalat ve kentsel gelişim projeleri bu konuda yetersiz kalıyor.
Hangi Alternatifler Dikkat Çekiyor, Hangileri Göz Ardı Ediliyor?
ÇED raporları genellikle projenin hayata geçirilmemesi durumunda yaşanacak ekonomik kayıplara odaklanırken, çevrenin nasıl kazanacağı göz ardı ediliyor. Teknoloji ve tasarım alternatifleri nadiren derinlemesine incelenirken, projenin yerinin değiştirilmesi seçeneği ise neredeyse hiç araştırılmıyor. En az dikkate alınan alanlar, projelerin çevreye verebileceği zararı en çok azaltabilecek olanlardır. Geliştiriciler, projenin farklı bir şekilde inşa edilmesi veya işletilmesinin çevresel zararı azaltıp azaltmayacağını nadiren karşılaştırıyor.
Bunu Değiştirmek İçin Neler Yapılabilir?
Araştırmacılar, ÇED raporlarının biyoçeşitliliği ne kadar dikkate aldığını ölçmek için bir "Biyoçeşitlilik Dahil Etme Endeksi" geliştirdi. Bu endekse göre, incelenen projelerin ortalama puanı sadece 0.33 oldu. Bu, biyoçeşitliliğin karar alma süreçlerine zayıf ve tutarsız bir şekilde entegre edildiğini gösteriyor. Yüksek puanlar genellikle uluslararası finansmana veya daha sıkı düzenleyici denetime sahip projelerde görüldü.
Bu durumun değişmesi için, proje seçeneklerinin karşılaştırılmasında biyoçeşitliliğin daha etkin bir şekilde dikkate alınması gerekiyor. Biyoçeşitlilik Dahil Etme Endeksi, geliştiriciler, düzenleyiciler ve gözden geçirenler için pratik bir araç sunuyor. Politika yapıcıların da bu araştırmadan yararlanarak çevresel korumayı daha iyi uygulayacak mekanizmalar geliştirmesi önem taşıyor.
