Afrika'nın Madenleri Değil, Yönetişim Zayıflığı Sorun Yaratıyor

Meriem El Amrani3 dk okuma
Kaynak: The Africa Report
Demokratik Kongo'da Tenke Fungurume Madeni işleme tesisleri genel görünümü.
Demokratik Kongo'da Tenke Fungurume Madeni işleme tesisleri genel görünümü.

Özet: Afrika, yeşil dönüşüm için kritik öneme sahip minerallerin dünya rezervlerinin yaklaşık %30'una ev sahipliği yaparken, bu zenginlikten yeterince faydalanamıyor. Zayıf yönetişim, kaynakların çatışmaya ve yoksulluğa yol açmasına neden oluyor. Norveç ve Botsvana gibi ülkelerin örnekleri, doğru yönetişimle kaynakların halkın refahına nasıl dönüştürülebileceğini gösteriyor.

Afrika'nın Maden Zenginliği Halkı İçin Nasıl Yönetilmeli?

Elektrikli otomobillerden rüzgar türbinlerine kadar birçok teknoloji, Afrika kıtasından çıkarılan kobalt, lityum, manganez, bakır ve nadir toprak elementleri gibi minerallere dayanıyor. Bu minerallerin küresel gelirlerinin 2050 yılına kadar 16 trilyon dolara ulaşması bekleniyor ve bu, Sahra altı Afrika'nın GSYİH'sini önemli ölçüde artırma potansiyeline sahip. Ancak, bu zenginlik madenlerin çıkarıldığı topluluklara ulaşmıyor; temiz su, iyi yollar ve güvenlik gibi temel ihtiyaçlardan yoksunlar. Sorun kaynakların kıtlığı değil, bu kaynakların yönetimi, faydalarından kimin yararlandığı ve maliyetlerini kimin üstlendiğidir. Zayıf yönetişim, doğal zenginliği çatışmalara ve şikayetlere dönüştürüyor.

Aynı Toprak, Üç Farklı Sonuç

Norveç, 1960'larda Kuzey Denizi'nde bulunan petrol gelirlerini, yaklaşık 1,8 trilyon dolar değerinde bir egemen varlık fonuna yatırarak geleceği güvence altına aldı. Katı mali kurallar sayesinde, fonun sadece %3'ü yıllık olarak harcanabiliyor, böylece faydalar zaman içinde paylaşılıyor ve petrolün ömrünü aşacak bir birikim sağlanıyor.

Brezilya ise ortada bir örnek teşkil ediyor. Kurumlarının halkın zararına işlediği durumlar yaşanıyor. 2019'da Brumadinho'daki bir demir cevheri madeninde meydana gelen atık barajı çökmesi sonucu 270 kişi hayatını kaybetti ve maden sahibi Vale yaklaşık 7 milyar dolarlık bir anlaşmaya vardı. Gözetimdeki başarısızlıklar, maden zenginliğini en yakınındaki topluluklar için bir tehlikeye dönüştürebiliyor.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti, 2023'te dünya kobalt üretiminin yaklaşık %74'ünü sağladı. Ancak, kobaltı çıkaran topluluklar en yoksul kesimler arasında yer alıyor. Ülkenin doğusunda yaşanan çatışmalar, kobalttan çok altın, kalay, tantal ve tungsten gibi madenlerin çıkarılması ve silahlı gruplar ile yabancı çıkarlar tarafından finanse ediliyor. Zayıf yönetişim, zenginliğin yolları, klinikleri ve okulları inşa etmek yerine yanlış ellere akmasına neden oluyor.

Bu örüntü Gine, Mozambik ve Sudan gibi ülkelerde de tekrarlanıyor. Gine'de boksit patlaması, çevresel sorunlar ve verilen sözlerin tutulmaması üzerine protestolara yol açtı. Mozambik'in Cabo Delgado bölgesinde, gaz ve yakut projeleri derin yoksullukla yan yana duruyor ve isyancıların istismar ettiği şikayetleri besliyor. Sudan'da ise altın, çatışmaların finansmanında önemli bir rol oynuyor. Kamerun'da ise resmi altın ihracatı düşükken, Dubai'de kayıtlı yüksek miktardaki altın, zenginliğin ülke dışına aktarıldığını gösteriyor.

Yakınlardan Olumlu Bir Ders

Afrika, sadece Norveç'e değil, aynı zamanda Botsvana'ya da bakabilir. Bir zamanlar dünyanın en fakir ülkelerinden biri olan Botsvana, elmasları sayesinde tek bir nesilde üst-orta gelirli bir ülke haline geldi. 1966'dan beri barışı koruyarak, telif gelirlerini okullara, yollara ve sağlık hizmetlerine yönlendirdi. Eşitsizlik ve genç işsizliği gibi sorunlar devam etse de, Botsvana devletin güçlü, dürüst ve paylaşmaya istekli olmasıyla istisnai bir başarı örneği sunuyor.

Kenardaki Topluluklar

Çıkarılan madenlerin çoğu, küçük ölçekli ve zanaatkar madenciler tarafından, genellikle tehlikeli koşullarda ve değerinin çok altında yapılıyor. Ancak bu topluluklar pasif değil; gençlik hareketleri daha adil sözleşmeler talep ediyor, kadınlar yerel kararlarda söz sahibi olmak için örgütleniyor ve topluluklar rıza, güvenlik ve adil bir pay için mücadele ediyor. İyi yönetişim, bu seslerin duyulmasını sağlamalıdır.

Madencilik sözleşmelerinin yayınlanması, şirketlerin gerçek sahiplerinin açıklanması, telif gelirlerinin somut faydalara izlenmesi, topluluklara gerçek bir ses verilmesi, küçük ölçekli madenciliğin resmileştirilmesi ve ham cevher ihracatı yerine katma değerin Afrika'da artırılması gibi adımlar atılmalıdır. En önemlisi, zenginlik eğitim, sağlık, enerji ve çeşitli ekonomiler gibi kamu mallarına yönlendirilerek, madenlerin sınırlı ömrü kalıcı bir ulusal kazanca dönüştürülmelidir.

Afrika'nın maden zenginliğinin bir nimet mi yoksa lanet mi olacağını belirleyen temel faktör, yönetişimdir. Bu nedenle, Gana'nın Akra kentinde düzenlenecek olan "Afrika'da Yönetişim, Kritik Mineraller ve Çatışma Üzerine Yüksek Düzeyli Konferans", bu önemli soruyu ele alacaktır. Önümüzdeki yıllarda alınacak kararlar, Afrika'nın minerallerinin halkı zenginleştirip zenginleştirmeyeceğini veya çatışmalarını derinleştirip derinleştirmeyeceğini belirleyecektir.

Afrika alaka puanı: 6/10