Sahra Altı Afrika'da iklim kaynaklı afetler giderek daha sık ve yoğun hale geliyor. Seller, kuraklıklar, sıcak hava dalgaları ve fırtınalar, geçim kaynaklarını, eşitsizliği ve vatandaş-devlet ilişkisini şekillendiriyor.
Hükümetler vergilere güvenirken, vatandaşların kriz zamanlarında devletin yetenekli, adil ve duyarlı olduğuna inanması vergi ahlakı için kritik önem taşıyor. Araştırmamız, Sahra Altı Afrika'da vergilendirme, eşitsizlik, kamu finansmanı ve iklim kaynaklı şokların vergi ahlakı üzerindeki etkilerini inceledi.
2011-2021 yılları arasında 25 Sahra Altı Afrika ülkesinden elde edilen verilerle yapılan analizde, kuraklıklar ve aşırı sıcaklıkların vergi ahlakını düşürdüğü, sellerin ise durumu biraz iyileştirdiği görüldü. Tekrarlanan afet maruziyeti, genel bir vergi ahlakı düşüşüne yol açıyor.
Afetler, artan ekonomik eşitsizlikle de ilişkilendiriliyor. Eşitsizlik arttıkça kamu kurumlarına güven azalıyor ve vergi ahlakı zayıflıyor. İklim kaynaklı afetler eşitsizliği şiddetlendirerek bu döngüyü besliyor.
Ancak, kurumsal çerçeveler bu olumsuz etkiyi azaltabiliyor. Kenya, Benin ve Güney Afrika gibi ülkelerde afet yönetimi ve iklimle ilgili mevzuat uygulamaları, doğal afetlerin vergi ahlakı üzerindeki olumsuz etkilerini önemli ölçüde zayıflatıyor.
İklim afetleri neden vergilendirme tutumlarını etkiler?
Vergilendirme, vatandaşların hükümetlerin kamu kaynaklarını adil kullandığına ve krizlerde koruma sağladığına inandığı sosyal bir sözleşmedir. Güven, vergi ahlakını şekillendirmede merkezi bir rol oynar. Kamu hizmeti sunumunun kalitesi de vergi ahlakını güçlendirir.
İklim afetleri bu ilişkiyi şu yollarla aşındırabilir:
- Geçim kaynaklarını yok ederek ve gelirleri azaltarak vergi ödemeyi ikincil hale getirir.
- Afet müdahaleleri yavaş, eşitsiz veya siyasallaşmış algılandığında hükümete olan güveni aşındırır.
- Kamu finansmanı üzerinde ek baskı oluşturarak devletin gelir toplama kapasitesini düşürür.
Ödeme istekliliğini ne etkiler?
Kuraklıklar ve aşırı sıcaklıklar, tarımsal üretimi, gıda güvenliğini ve işgücü verimliliğini doğrudan etkileyerek vergi ahlakı üzerinde en güçlü olumsuz etkiyi yaratıyor. Seller sırasında görülen etkili devlet müdahaleleri ise devletin duyarlılığına ilişkin algıları güçlendirerek vergi ahlakını bir miktar artırabiliyor.
Afetlerin etkileri ülkeler ve topluluklar arasında eşit değil. Olumsuz etki, geçim kaynakları iklime daha duyarlı olan fakir ülkelerde ve kırsal alanlarda daha güçlü. Bu bölgelerde yaşayanlar, kamu hizmetlerine ve devlet desteğine daha zayıf erişime sahip oldukları için tekrarlanan iklim şokları, hükümetlerin kendilerini koruyamayacağı algısını pekiştirebilir.
İklim politikasının rolü
İklim uyum politikaları, eşitsizliği ele almalı ve kamu güvenini güçlendirmelidir. Hedeflenmiş sosyal koruma, adil afet yardımı ve şeffaf kamu harcamaları, hassas topluluklar için iklim direncine yapılan yatırımlar esastır.
İklim afetleri sadece ekonomileri ve geçim kaynaklarını tehdit etmekle kalmaz, aynı zamanda eşitsizliğin yüksek ve kurumsal güvenin düşük olduğu yerlerde hükümetler ve vatandaşlar arasındaki mali ilişkiyi de baltalayabilir.
