Kenya, bir nesil içinde yüksek gelirli ülke statüsüne ulaşma hedefini resmi politika haline getirdi. Ancak mevcut büyüme oranlarıyla bu hedefe ancak gelecek yüzyılın ortalarında ulaşabileceği öngörülüyor. Bu durumun temel nedeni vizyon eksikliği değil, tasarruf ve yatırım oranlarındaki yetersizlik. Başkan William Ruto'nun başlattığı "Ulusal Sohbet" girişimi, ülkeyi yeni bir kalkınma sözleşmesi yazmaya davet ediyor. Ancak uzmanlar, hedefe ulaşmak için kişi başına düşen gelirin yıllık yaklaşık yüzde yedi oranında büyümesi gerektiğini belirtiyor. Bu, mevcut büyüme oranlarıyla mümkün görünmüyor. Tarihsel verilere göre, yüksek gelirli ekonomilere ulaşan ülkeler olağanüstü yatırım oranlarına sahip olmuşlardır. Kenya'nın yatırım ve tasarruf oranları ise dünya ortalamasının ve geçmiş zirvelerinin oldukça altında. Ayrıca, kamu borcunun GSYİH'ye oranı yasal çıpanın üzerinde ve borç servisinin adi gelirin büyük bir kısmını emmesi bekleniyor. Rapor, verimlilik artışını vurgulasa da, yatırımın kaynağı ve arazi reformu gibi kritik konularda yetersiz kalıyor. Ulusal Sohbet'in başarısı, somut ve ölçülebilir hedefler belirleyip belirlemeyeceğine bağlı olacak.
Kenya'nın Yüksek Gelir Hedefi Gerçekçi mi?
Kenya, bir nesil içinde yüksek gelirli ülke statüsüne ulaşmayı hedefliyor. Ancak mevcut büyüme oranlarıyla bu hedefe ancak 2200 yılı civarında ulaşabileceği hesaplanıyor. Bu hedefe 2063 yılına kadar ulaşmak için, kişi başına gelirin 37 yıl boyunca yıllık yaklaşık yüzde yedi oranında büyümesi gerekiyor. Bu da yıllık GSYİH büyümesinin yaklaşık yüzde dokuz olması anlamına geliyor. Vizyon 2030'un hedefi yüzde 10 iken, son 14 yılda ortalama büyüme yüzde 4,9 olarak gerçekleşti.
Yüksek Gelire Ulaşmanın Bedeli: Yatırım ve Tasarruf
Dünya Bankası'na göre, bir ekonomiyi yüksek gelirli olarak sınıflandırmak için kişi başına düşen gayri safi milli gelirin yıllık enflasyona göre ayarlanmış bir eşiği aşması gerekiyor. Bu eşik şu anda 14.375 dolar iken, Kenya'nın kişi başına geliri yaklaşık 2.400 dolar seviyesinde. Tarihsel olarak yüksek gelirli ekonomilere ulaşan ülkeler, ulusal çıktıların önemli bir kısmını yatırıma yönlendirmişlerdir. Doğu Asya kaplanları, on yıllar boyunca ulusal çıktının dörtte biri ile beşte biri arasında bir oranı üretken varlıklara yatırdı. Vietnam ve Güney Kore hala GSYİH'lerinin yaklaşık yüzde 32'sini brüt sermaye oluşumuna ayırırken, Kenya'nın bu oranı yüzde 16,8 seviyesinde. Gayri safi milli tasarruflar ise yüzde 12 ile 16 arasında seyrediyor.
Borç Yükü ve Ekonomik Zorluklar
Kenya'nın kamu borcu, GSYİH'nin yaklaşık yüzde 69'una denk gelen 13 trilyon Şilin'i aştı. Bu oran, 2028 yılına kadar olması gereken yasal çıpa olan GSYİH'nin yüzde 55'inin oldukça üzerinde. Hazine, 2026/27 mali yılında borç servisinin adi gelirin neredeyse yüzde 91'ini emebileceğini öngörüyor. Bu durum, ülkenin kalkınma için ayırabileceği kaynakları kısıtlıyor.
Yeni Kalkınma Sözleşmesi: Fırsatlar ve Riskler
Başkan Ruto'nun başlattığı "Ulusal Sohbet" girişimi, kalkınmayı bir plandan ziyade yönetilenlere karşı bir yükümlülük olarak ele alıyor. Bu, hükümetlerin hesap verebilirliğini artırmayı amaçlıyor. Ancak rapor, yatırımın nereden geleceği ve arazi reformu gibi kritik konularda yetersiz kalıyor. Ayrıca, Ulusal Sohbet'in 2026 sonuna kadar başlatılması önerilen Vizyon'a kıyasla geç kalması, ulusal uzlaşma için yeterli zamanın olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor. Bu girişimin başarısı, somut ve ölçülebilir hedefler belirleyerek bir plana dönüşüp dönüşmeyeceğine bağlı olacak.
Kaynak: Business Daily Africa
